Kişi kendini tanıdığı ölçüde karşısındakini de tanır (2)

Bu yazıyı yazdırmak için tıklayın..
Bu yazıyı arkadaşınızda göndermek için tıklayın..
Bu yazı hakkında yorum yazmak için tıklayın..
Kapasitemizi kısıtlı bir bakış açısıyla görmemizin arkadaş grupları kültür ve kendimizle ilgili beklentilerden kaynaklandığını söylemek mümkün. Ancak herkes için geçerli olan en önemli faktör eğitimdir.
Birçok kişinin başarıya ulaşamamasındaki temel sebep, başarıyı kendilerini başkaları ile karşılaştırarak aramalarıdır. Hayat size birbiri ardına hayal kırıklıkları getirecektir. Diğer yandan komşunuzdan, erkek veya kız kardeşinizden veya ebeveynlerinizden daha başarılı olabilir, ancak başarı potansiyelinizin gerisinde kaldığınızda hala sönük bir insan olabilirsiniz. Yapabileceğiniz tek geçerli karşılaştırma, hakikatteki sizi, ulaşabileceğiniz potansiyeliniz ile karşılaştırmak olur. Sadece, kullanmadığınız potansiyelinizi geliştirmeyi ve başarınız sürekli, önceden belirlenmiş olan ve kişisel hedeflerinizle ölçmeyi başardığınızda başarılı olacaksınız.
Yaratıcı ve bağımsız düşünme yeteneğine sahip çalışanlar arayan şirketler günümüzde bir hayli arttı. Ancak önemli olan sadece iş yaşamı değil asıl konu ne iş yapıyor olursak olalım amacı ve anlamı olan bir yaşam sürmek. Amacı ve anlamı olan bir hayat yaşamak gönlünüzden geçen zirveye ya da zirvelere olan yolculuğunuzda var olan yolunuzu kısaltacaktır.
Geleceğe hazırlanmanın tek yolu sahip olduğumuz potansiyelin tümünü kullanmak ve bunları kullanmanın bizi her zamankinden daha esnek ve üretken yapacağı varsayımıyla hareket etmek. Kendini keşfeden kişiler eğer dünya tersine dönecek olsa değişime ayak uydurmak için yeteneklerini geliştirmenin bir yolunu bulabilirler. Çünkü yeteneklerinin yeni bir ortama nasıl uyduracağına dair kalpten gelen bir anlayışa sahiptirler.
Kendine ulaşmanın iki temel özelliği ve iki şartı var;
Bu iki özellik eğilim ve tutku, şartlarsa tavır ve fırsat olarak açıklanabilir.
Farklı düşünün.
Kendinizin ve başkalarının sahip oldukları yetenekleri sıradanmış gibi düşünüp kabullenmeyin.
Kaç duyunuz var diye sorsam ne yanıt verirdiniz?
Çoğu kişi bu soruya tat, dokunma, görme, işitme, koku gibi beş yanıtını verir. Nadiren altıncı hissin var olduğunu söyler.
Bana sorarsanız ben bunlara ek olarak; denge duyusu ( orta kulaktaki sıvılar ve kemikler denge hissi sağlar ) , ısı duyusu ( dokunma duyusundan daha farklı bir şeyin sıcak ya da soğuk olduğunu hissetmek için ona dokunmamız gerekmez. , acı duyusu , bedensel hareket ve konum duyusu ( ayağa kalkmak hareket etmek oturmak için gereklidir) ve önsezi.
Ne kadar zekisiniz? Zekanıza 1 ile 10 arasında bir puan verin desem ne verirsiniz?
10 verenler? Beni dinlemekten daha önemli bir işiniz yok mu?
9 verenler, 8 verenler, 7 verenler..
Bu soruma itiraz eden yok mu?
Zekâ derken neyi kastettiğimi sormak isteyen biri yok mu?
Zeka konusunda ortak görüş şöyle; her birimizin zekası doğuştan bellidir. Bu yeşil ya da mavi gözlü olmak uzun ya da kısa olmak gibi bir özelliktir. Zeka özellikle matematik ya da sözcükleri kullanış becerimizle ortaya çıkar. Kağıt ve kalemle çözdüğümüz testlerle zeka seviyemizi belirleyebilir onu rakamlarla derecelendirebiliriz işte bu kadar. Akademik becerilerin can damarı olarak görülüyor. Üniversite sınavlarını fazlasıyla etkiliyor eğitimde bazı alanlara diğerlerine kıyasla öncelik tanınmasına neden oluyor ve IQ kavramının temelini oluşturuyor.
Kendini bulamamanın tanımamanın bir nedeni de bence zekânın yalın tanımını sorgulamadan kabul etmektir. Kişiler zeka testlerinden aldıkları sonuçları çalışarak yükseltebilirler.
Ne kadar zekisiniz sorusu yanlış sorudur aslında. Doğru soru ne tür bir zekâya sahipsiniz?
Zeka çeşitli biçimlerde ifade edilebileceği gibi tek bir değerleme yöntemiyle asla ölçülemez.
Harvard'lı bir psikolog Howard Gardner bir değil birçok zekaya sahip olduğumuz görüşünü ortaya atmıştır. Bunların arasında dilsel müziksel matematiksel mekânsal kinestetik insanlar arası ( başkalarıyla olan ilişkiler ) ve içsel ( kişinin kendini bilmesi ve anlaması ) zeka türleri bulunuyor. Gardner bu tip zekaların birbirleriyle pek de bağlantılı olmadığını ve hiç birinin bir diğerinden daha önemli olmadığını iddia ediyor. Ancak bunlardan bazıları dominant olarak diğerlerini ise atıl olarak tanımlamak mümkün. Gardner her birimizin farklı zeka türlerinde daha üstün olduğunu ve eğitimin bu farklı zeka türlerine eşit davranması gerektiğini böylece tüm çocukların kişisel yeteneklerini geliştirebilmek için fırsatları olacağını savunuyor. Her birimizin farklı becerileri ve doğal eğilimleri olduğu da su götürmez bir gerçektir.
Zekanın en azından üç temel özelliği olduğunu düşünebiliriz. Bunlardan ilki zekanın son derece büyük bir çeşitlilik içermesidir .İkinci özellik son derece dinamik olmasıdır. İnsan beyni oldukça etkileşimlidir. Gerçek manada büyük olarak tanımlayabileceğimiz buluşlar beynin birçok şey arasında yeni bağlantılar bulmasıyla yani dinamik bir biçimde kullanılmasıyla gerçekleşir. Örneğin Einstein zekanın dinamik özelliğini en iyi biçimde kullanan kişilerdendi. Bir bilim adamı ve matematikçi olarak üstün yeteneği efsane haline geldi. Einstein çok yönlü bir öğrenciydi. Zihnini zorlayan her türlü şeyi farklı biçimlerde kullanabileceğine inanırdı. Örneğin sezgi ve hayal gücü hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için şairlerle röportaj yaptığı dahi oldu. Zekanın üçüncü özelliği ise tamamıyla kendine özgü olmasıdır. Her bireyin zekâsı tıpkı parmak izi gibi kendine özgüdür. Hepimiz zekamızı farklı şekillerde kullanırız.
Zekanın çeşitliliği kendini tanımak kim olduğumuzu anlamak için gerekli olan en temel unsurlardan biridir. Eğer dünyaya bakışınız çeşitlilik içermezse gerçek kişiliğinizi bulmanız da bir o kadar zorlaşır. Yeteneklerimizi farkına varmak kendimizi tanımakta önemli bir adımdır. Yapmanız gereken yeteneklerinizi sorgulamadan kabullenmemektir.
Ne kadar yaratıcısınız? Hayal etmenin de ötesinde yaratıcılık yeteneğinizi 1 ile 10 arasında puanlandırsanız kaç kendinize kaç puan verirsiniz?
Genellikle zekada daha çok kişi puan verdiği halde yaratıcılık yeteneğinde daha az kişi kendine puan veriyor. Sanırım bunun nedeni bir çok kişinin zekanın ve yaratıcılığın farklı şeyler olduğunu yani çok zeki olup yaratıcı olunmayacağını ya da çok yaratıcı olup fazla zeki olunamayacağını düşünmesi. (Devamı Haftaya)
Yazı Tarihi : 19 Aralık 2011 Pazartesi
Tanıtım, Çadır, Organizasyon, Balo, Event Company, Halkla ilişkiler, Fuar Organizasyon, Davet Organizasyon, Düğün Organizasyon, Yılbaşı Balosu, Aile Pikniği, Aile Günü, Kurumsal Organizasyon Sakarya Üniversitesi, Sau, Saü, Sakarya İndirim, Üniversite İndirim
Web Tasarım, E-Ticaret, Mobil Yazılım, Cep Telefon Yazılımı, Windows Mobile Uygulama
iş fikirleri, girişimcilik, bayilik, franchise , cv hazırlamanın yolları, ek iş ilanları
SATILIK TAŞ OCAĞI, SATILIK KIRMA ELEME TESİSİ, TAŞ OCAĞI, KIRMA ELEME TESİSİ TESİS, Sakarya Satılık Taş ocağı nikah şekerleri,düğün, nişan süsleri, nişan tepsisi nikah şekerleri, bebek şekerleri, mevlüt ürünleri, sünnet ürünleri, kına gecesi , nişan süsleri, nişan tepsisi, takı tepsisi, kına tepsisi, şeker sepetleri, sepetler, takı yastıkları, kapı süsleri, anı defterleri, şeker, gelinlik düğün nikah salonları düğün salonları davetiye organizasyon nişan