Hayrullah Şanzumi

Hayrullah Şanzumi

hsanzumi@sakaryahalk.com

Hak Hukuk ve de Curufat

Bu yazıyı yazdırmak için tıklayın..
Bu yazıyı arkadaşınızda göndermek için tıklayın..
Bu yazı hakkında yorum yazmak için tıklayın..
Bilindiği veçhesiyle Hak Cenab-ı Zülcelal Hazretlerinin binbir ismi tecellisinden bir tanesi ve de en önemlisi kanaatimce. Hem de öyle bir önem münderecatı vaki ki bir taraftan Yüce Çalabı tesmiye eden hak, öbür taraftan da bütün kainatı kucaklayıp birbiriyle olan münasebetlerini irdeleyip düzenleyen azametli bir evsaf, vasıf ve de tavsifat. Binaenaleyh hak ismi tecellisini irdeleyip onu kendi bilim, ahlak, anlayış, kültür, medeniyet ve de çevre şartlarına uyarlayan disipline de hukuk diyoruz. Hukuk o kadar anlamlı ve kapsayıcı bir güce sahip ki bu ahvalin yeryüzünde onbinlerce kürsü ve de fakülteleri kurulup yüzbinlerce ilim ehline malzeme ve uğraşı serdetmiştir. Bu konuda ilk insandan, Hamurabi'den tutun da gerek ilahi dinler ve de gerekse ilahi olmayan inanç disiplinleri, kültürler, medeniyetler en ufak gruptan aşirete, aşiretten en büyük imparatorluk ve krallıklara, oradan da günümüzün modern dünyasının insan hakları kurumlarına kadar haklı olsun, haksız olsun, hak için olsun hakka rağmen olsun, müspet olsun menfi olsun haklı haksız bütün mahlukatın inadına, inadına sürtüşüp didişmesinin altında ya da markasında mutlak vaziyette bir hak seremonisi yatmaktadır. Son tecrübelerimiz muvacehesinde de fazlasıyla görünen o ki kimse benim ayranım ekşi demiyor ve demeye de en ufak bir niyetlerinin olmadığını da kanıksayarak iliklerimize kadar yaşadık. Dünyadaki devlet bloklarından tutun da en küçük gruplara kadar ve hatta kişisel sürtüşmelere varıncaya kadar tespit ettiğimiz kadarınca bir de bakıyorsunuz ki bir iblis ahlaklı bütün olarak kendisini çevresine aslında kesinlikle uzaktan ve de yakından alakasının olmadığı ahlakı hamide mensubuymauşçasına lanse edip kabul görüldüğüne inandıktan sonra ilk hamlede gözüne kestirdiği gurebaya her türlü hak gaspı uyarlayıp feniktirdikten sonra da geriye iz bırakmadan adamcağızı ortadan kaldırmak için her türlü yalan, iftira ve de tezvirat bombardımanına tuttuktak sonra onu bayağı ahmak zavallıları taşeron olarak kullanıp en ufak bir riske muhatap olmaksızın ve her zamanki hayat anlayışı olan sıfır, sıfır rizikolu yaklaşımla ortadan kaldıramayınca da timsah gözyaşı misalinde olduğu gibi yıllarca haksızlık uyarlayıp kepaze ettiği insanlara son kin, hınç, garaz tatminatı sadedinden en yakın hukukhanelere baş vurarak bir taraftan olmayan haklarını tahsil etme gayretiyle öbür taraftan da mazlumun tabii savunmalarına dayanamayıp iftira, iftira diye avazı çıkana kadar anırıp hukuk istiyorum diye zırıltı kirliliği yapmak. Vallahi ve de billahi bu ahvali anlamaya ne aklım ve nede insani vasfım yetmemektedir. Her türlü melanetgah işletmeciliğinin üretisini tamamlayıp küfrünü ve de fitnesini ikmal ettikten sonra her şeyi başkalarının icra ettiğini seslendirebilmenin kainatın en şahane ameli olacağını ve bu fitnede gösterilen başarıyı bütün şeytanı lainlerin kıskandığını söylemek her halde hakkımız olsa gerektir. Tarihte Abdullah İbni Sebe ve Müseylemetül Kezzab gibilerle çok karşılaşmıştık. Ama bizim kırık hıyar ideologlarının yanında bütün melunatın esamesi bile okunamadığı gibi pabuçlarının dama atıldığını paylaşmakta beis göremiyorum.
Makalemize hak, hukuk ve de curufat diye başlamaya karar kılmıştık. Evet, hak Cenabı Hakkın yegane vasfı tecellisi demiştik. Hukuk ise Allah'ın bu vasfının algılanıp kendine göre disipline edilip uyarlanırlılığını test eden, tartışan, irdeleyen serencamın tesmiyesi olarak kabul görmektedir. Sonuçta hangi kültür ve de medeniyet veya bunların alt oluşumları olursa olsun hukuk hukuktur. Bizim Anadolu'muzun köy meclislerinde aksakallıların mahkemelere taş çıkartırcasına tanzim ettikleri hukuk uyarlaması bile dünya hukuk tarihi açısından akademik olarak mercek altına alınması gereken sivil ama sivil olduğu kadar yazılı kaydı olmasa bile sözlü hukuk uyarlaması ve de yaptırımı açısından çok belirleyici, adil olması ve bu adaletin taraflar arasında en ufak bir ihtilafa mahal vermeden kabul görmüş olması milletimizin hak tecellisine ne denli önem verdiğinin göstergesidir. Velhasılı hak Yüce Çalabın tesmiyesi, hukuk ona atfen adalet ve de geriye kalanın aslında mahza curufat olduğunu ifade etmek istiyorum. Çünkü hak Allah'tan başlayıp yine Allah'a dönme hadisesinden de başka bir şey değildir. Aynı minval üzere bir serencamla Allah'dan başlayıp Allah'a avdet edecek olursak Cenabı Hak kainatı yarattı. Bilahare kendi isimleriyle her şeye dominant tecellide bulundu. Biz mahlukat canlı, cansız, nebatat veya bilip akledemediğimiz bütün mevcudat her zerre kendi nisbet ve de kısmeti zaviyesinden Cenabı Haktan bir cüz olup aslında gerek vahdeti vücut anlayışı veyahut da fark+cem=tevhit formülü olsun her şeyin Cenabı Hakka ait olması ve onun sanat eseri ve de yaratıcısı olması hasebiyle gerek zahiri ve de gerekse batınî ahvalin ve de bütün rükünlerin onun şaheserinin birer parçası ve de dolayısıyla bütünün birer organı mesabesi olması hasebiyle bütün mevcudatın birbirleriyle münasebetler ağı sadedinden hak, hukuk alışverişi içerisinde oldukları ve de hiçbir mevcudatın bu plan ve programın dışında kalamayacağı şüphesizdir. Bu hak silsilesinin hepsini nakıs ilmimizle ifadede aciz kalacağımızı ancak anlaşılabilirlilik açısından biraz hukuk münasebetiyle makalemizi sürdürecek olursak biz canlı cansız bütün mahlukat taştan ve de topraktanız. Bütün bilimsel veriler taşıdığımız ortak elementlerle bunu dillendirmektedir. Bilahare insanoğlunun aynı cinsten olması hasebiyle dini, dili, ırkı ne olursa olsun insanlık paydası hukukuyla sınırlandırılmışızdır. Müteselsilen kul hakkı, vatan hakkı, millet hakkı, akraba hakkı, arkadaşlık hakkı, dostluk hakkı, komşuluk hakkı, hepsinden önemlisi göz hakkı, sevgi hakkı, muhabbet hakkı, aşk hakkı, ebeveyn hakkı, evladı ıyal hakkı, çocuk hakkı, ergen hakkı, can hakkı, mal hakkı, namus hakkı, beslenme hakkı, barınma hakkı, ahlak hakkı, ticaret hakkı, ilim hakkı, irfan hakkı, ölüm hakkı, adab-ı muaşeret hakkı, ibnisebil hakkı, misafir hakkı, hayvan hakkı, su hakkı, çevre hakkı ve nihayet yüzlerce misallerle tezyin edilebilecek hak hukuk serencamını insan-ı kamil hakkıyla noktalayarak hakkı, hukuku içimize sindirip hukuku ve de hukukullahı her şeyden üstün tutarak curufattan el etek çekmemiz gerektiğini, aksi takdirde hukukun her zaman herkese lazım olduğunu, bugün belki zulüm erbabına hukukun pek de gerekmediğini zannedebilirsiniz. Ama belki yarın mazlum duruma düşerseniz vay halinize diyoruz. Neticeten bu dünya ahvalinde haklı da olsanız, haksız da olsanız hukuksuzluk da yapsanız, hukuksuzluğa da uğrasanız, zalim de olsanız, mazlum da olsanız, galip de olsanız mağlup da olsanız hukukun karşısında hesaplaşabilseniz de hukuk filesine takılmadan işinizi yürütseniz de aslında pek de değişen bir şey olmayacaktır. Çünkü eninde sonunda nasıl ki haktan geldiysek hakka da yürüyeceğimiz şüphesizdir. Öyleyse hukuka yakalanmadan hakka riayet edelim diyoruz. Vesselam.
Yazı Tarihi : 08 Ocak 2012 Pazar
Tanıtım, Çadır, Organizasyon, Balo, Event Company, Halkla ilişkiler, Fuar Organizasyon, Davet Organizasyon, Düğün Organizasyon, Yılbaşı Balosu, Aile Pikniği, Aile Günü, Kurumsal Organizasyon Sakarya Üniversitesi, Sau, Saü, Sakarya İndirim, Üniversite İndirim
Web Tasarım, E-Ticaret, Mobil Yazılım, Cep Telefon Yazılımı, Windows Mobile Uygulama
iş fikirleri, girişimcilik, bayilik, franchise , cv hazırlamanın yolları, ek iş ilanları
SATILIK TAŞ OCAĞI, SATILIK KIRMA ELEME TESİSİ, TAŞ OCAĞI, KIRMA ELEME TESİSİ TESİS, Sakarya Satılık Taş ocağı nikah şekerleri,düğün, nişan süsleri, nişan tepsisi nikah şekerleri, bebek şekerleri, mevlüt ürünleri, sünnet ürünleri, kına gecesi , nişan süsleri, nişan tepsisi, takı tepsisi, kına tepsisi, şeker sepetleri, sepetler, takı yastıkları, kapı süsleri, anı defterleri, şeker, gelinlik düğün nikah salonları düğün salonları davetiye organizasyon nişan