Kırık Kalemden Nağmeler
Kırık kalem bir vakadır. Binaenaleyh kırık kalp ne denli calib-i dikkat ise kırık kalem de o kadar kayda değerdir. Kırık kalp mabuduna veya iştiyakla bağlı olduğu cinsi latife ulaşamamış olmanın verdiği bir ızdırap ahvalinden ibarettir. Kırık kaleme gelince varoşlardaki insanların mağduriyetine binaen kullanmak mecburiyetin mucibince en ucuz, en basit ve keza zaman, zaman kırılmaya yüz tutmuş veya yontula, yontula tutulamayacak kadar küçüldüğü halde o minicik parmakların arasına sıkıştırılarak yazma, çizme ve de meramını ifadede zorlana, zorlana gösterilen en kutsal eylem yazmak. Yüce Çalap'ın adına ve çizisine yemin ettiği realite kalem. Hâsılı kalem her halükarda kalem olma vasfını izzet ve de şerefle koruyan en ağırlıklı varlık kalem. Bir de mahkumun idamına binaen halimlerce bu kara yazgıyı protesto amacıyla veya bir günah keçisi arama maksadıyla kırılan kalem.
Evet, velhasılıkelam kalemle kalbin ortak vasfı celili kırılgan olma ahvali. Buna binaen de Köroğlu ifadesinde olduğu gibi Köroğlu körün oğlu değil, kalem kırığı değil kırık kalem, kalp kırığı değil kırık kalp ifadesi. Gerçi kırıklardan geçilmiyor, bu ahvalde ama biz kayda değer olanları zapturapt altına almaya gayret ediyoruz. Bu minval üzere kırık kanadın da esamisi okunur. Nede olsa kırık da olsa o bir kanattır. Belki bir gün sağlığına kavuşur da sahibini göklerde süzmeye gayret eder. Keza kırık kol, kırık kafa, kırık kafa, kırık ayak, velhasıl kırık iğne, kol kırılır yen içinde kalır ama, kol kol olmaktan çıkmakla birlikte işlevinde zahmetkeş olur. Bazı kırıklıklar da var ki affı mağfireti na mümkündür. Mesela bırak bu kırık ayakları sözünden maksat ise müşarünileyh ahlaksızlıkların terk edilmesi temennisinden öteye gidemez. Yoksa kırılmış bir ayağın terk edilmesi anlamını taşımaz. Demek ki kırıklık ahvali, 1) Fiziki kırıklık, 2) Metafiziksel addedilen kırıklık ahvali. Velhasılıkelam kırıklar bitmez tükenmez. Kırık testiden tutun da kırık tarağa kadar gider işin ucu. Hakikaten kırık tarak dedik ya, bir Hadisi Şerifte Hz. Fahri Kainat "Dişleri kırık taraklarla taranmayın" emrini eskiden bir türlü anlamazdım. Şimdilerde ise tam anlayabilmiş değilim. Ancak kısmetim kadar idrak edebildiğimce eskiden bütün taraklar kemik, boynuz, ağaç gibi malzemeden yapılırmış. Dolayısıyla kırık tarakların gerek saçlarımızı kırması ve gerekse bu malzemenin canlı olması hasebiyle kırıklıklarında mikro organizmaları barındırabileceği ve bu gözle görünmeyen canlıların taranırken insana zarar verebileceği endişesiyle Efendimiz Hadisin sebebi vürudunu dillendirmeden kısaca kırık tarakla taranmanın mekruh olduğunu buyurmuştur. Biz anlayabilecek ümmetine pek tabiidir ki Hz. Ebubekir imanına sahip olanlar meseleyi hiç araştırmadan teslim olurken biz ahir zaman ümmeti de faydacı takılarak mutlaka önem ve ehemmiyet idrakinden sonra teslim olabilmekteyiz ki bu da imanın en törpülenen hali olsa gerektir.
Haddizatında aklınıza gelebilecek her şeyin sağlamı ve de kırığı söz konusudur. Binaenaleyh insan, hayvan, nebatat için de durum farklı değildir. Bütün organlarımızın sağlamı olduğu gibi, kırığı da vakidir. Kırık kalçadan tutun da, kırık dişe kadar bu hep böyle gelmiş böyle gitmektedir. Keza kırık diş de diştir, kırık elma da elmadır. Ama dişin kırılması pek makbul olmayıp ızdırapefşan bir ahval alırken erbabı tarafından kesici kullanmaksızın iki elinizle elmayı ortadan şak eyleyip afiyetle götürmenin çok farklı bir hazzı mevzuubahistir. Hele, hele badem, fındık, ceviz, çekirdek, hindistancevizi gibi afiyetle taam edilmek üzere kırma serencamıyla kırılmanın da insanlık ahvali için vazgeçilmezliği tartışılmaz. Yine soğan, havuç, turp, ayva ve de narı taşa vurarak kırmanın da çeşitli türkü, şarkı ve de atasözlerimize malzeme olduğunu da unutmamak gerekir. Demek ki kâinattaki bütün mahlûkatın sağlamıyla birlikte işlem gördükten sonra kırığını düşünmemek na mümkündür. Taşların sertacı olan granit, mermer ve de versiyonlarının bir şekilde balyozla, çekiçle muamele gördükten sonra kırıldığını da hatırlamak gerekir. Binaenaleyh tahılgillere gelince buğdayın kırılarak bulgur ahvali alışı, pirinç kırığının makbul olmamasından ötürü dolmalarda istimal edilişi, mercimek kırığından çorba yapılışı, yine nohut kırığının ucuz leblebi veya leblebi tozu yapıldığını biliyoruz. Hasılı her şeyin kırılganlığını biliyoruz ama bazı mevcudatın kırılmasıyla birlikte değer kazanımı meyanında bazılarının da kırılmışlığının başına bela olması hasebiyle değer kaybına neden olduğunu ve hatta kullanılamaz ahval aldığını çok iyi biliriz. Mesela kırılmış camgillerin özelliğini yitirmesi gibi eşekten düşen karpuz ve de kavungillerin yenilemez hale geldiğini çok iyi biliriz.
Hele, hele kırık çek ve de senede gelince onun ne kadar ocağı söndürdüğüne hemen, hemen her gün hep beraber şahit olmaktayız.
Bu kadar kırık faslından sonra gel gelelim bizim kırık hıyar hikayesine: Kırık hıyar ya kaderin tecellisi mucibince kırılır ya da isteğe binaen bostanından henüz çıkarılmadan temiz bir silinip ya da muhatabının nehafetine binaen yıkandıktan sonra eğer kartlaşmamışsa ortasından çat diye kırılarak kemali afiyetle götürülür. Yine eğer mekan müsaitse hemen rendelenerek biraz ayran, biraz da sarımsak ve de tuzlanarak cacık yapılır. Aksi takdirde bir süre bekleyen bütün kırık hıyarlar kütüriyetini kaybederek çürümeye yüz tutarlar. Neticeten kırık alemin en ehveni tartışmasız kırık hıyardır. Çünkü diğer kırıklar fahişeler dahil en azından durumunu muhafaza etme kabiliyetine haiz iken kırık hıyarın en fazla yarım saatlik bir ömrü mevzuubahistir. Kırık olduğu halde amelinde en ufak bir nakısası vuku bulmayıp eserinin sağlamından ayırt edilemediği tek kırığın kırık kalem olduğu şüphesizdir. Aralarındaki tartışılmaz uçurumlara rağmen kırık hıyarın kırık da olsa kaleme teşarşur galebesi çalmasının hayatın siyakından da sibakından da tam bir absürt kaçar. Bu vesileyle yumurta kırmanın faziletlerini de unutmayalım. Vesselam.