Hayrullah Şanzumi

Hayrullah Şanzumi

hsanzumi@sakaryahalk.com

Sözüm ona bireyselleşme

Bu yazıyı yazdırmak için tıklayın..
Bu yazıyı arkadaşınızda göndermek için tıklayın..
Bu yazı hakkında yorum yazmak için tıklayın..
Bizim medeniyetimizde vay nefsî kavramıyla ifade edilen aslında var olan bir tespitin sanki batıdan devşirilmiş ve de mal bulmuş mağribi gibi akademisyenlerin üzerinde fikir yürüttüğü hikmetinden sorgu sual olamayacak kadar ihtimamla değerlendirile gelen o zavallı kavram bile şaşırdı kaldı elimizden.
Kutsal metnimizde Tanrı Teala buyuruyor ki vakti saati gelip çattığında kıyametin dehşet ve de azameti karşısında hamile kadınlar düşük yapacak, akraba-i taallukat, dost gibi değerler hiçbir anlam ifade etmeyecek. Çünkü herkes vay nefsi edecek diye geçer. Demek ki bireyselleşme ifade ve kavramları kutsal kitabımızda varmış, bunu bir kere kenara koyalım. Çünkü bu gerçek teolojik bir vurgu olup sadece ve sadece kıyamet için konulmuş bir ayar. Şimdi gel gelelim bu dünya âlemindeki bireyselleşme serencamına;
1) Ferdi bireyselleşme,
2) Aile içinde bireyselleşme,
3) Çevrede bireyselleşme,
4) Toplumda bireyselleşme,
5) İşyerinde bireyselleşme,
6) Devlet politikası olarak bireyselleşme,
7) Bir dünyalı olarak bireyselleşme,
8) Yalnızlaşma olarak bireyselleşme,
9) Duyarsızlaşma olarak bireyselleşme,
10) Makineleşmek anlamında bireyselleşme,
11) Ruhsuzlaşma anlamında bireyselleşme,
12) Tamamen asosyalleşme anlamında bireyselleşme.
Aslında insanoğlu olmanın en belirgin vasfı olan sosyal bir varlık olmanın farkına vardırılmadan katledilmesi hadisesi olsa gerektir bu söz konusu bireyselleşme. Bir özgürlük abidesi gibi sunulan tamamen ithal bir kültür serüveni neymiş hayatını yaşamakmış. Eskiden bayramlarda vesile telakki edilip toplumun her katmanının birbirinin kapısını çalması kıvanç ve de tasaların paylaşılması hadisesi tamamen rafa kaldırılmış gibi. Bir bayram günü eğer il dışına bir tatil beldesine çıkıp yalnızlaşmayı bir kurtuluş vesilesi veya bayram olarak algılamaya başlamış isek artık encamımız hayrola. Çünkü paylaşılan kıvancın bereketlendiğini ve yine paylaşılan ızdırabın eridiğinin bize unutturulmuş olması herhalde hayra alamet olmasa gerek. Efendim batılılar böyle yapıyormuş. Evet, Batılılar böyle yapıyor, çünkü onların kültürü öyle odaklanmış ama onlar milli ve manevi meselelerini de kendi özel anlamlarıyla ihmal etmemekte ve gerek sivil toplum kuruluşları ve de gerekse milli kuruluşları bu tedbirleri elden bırakmamaktadır. Halen AB içinde bir İngiliz, Fransız ve Almanın belirginliği dinleri birbirinin aynı bile olsa birbirine feda edilemiyorsa. Bizim de bu hengamede batılılaşma furyasında en azından kabiliyet ve de mütekabiliyet nokta-i nazarını bertaraf etmememiz gerekir kanaatindeyim.
Bizim medeniyetimizde tatil söz konusu değildir. Bizde sıla-i rahim esastır. Ama neticede ikisi de dinlenmeye matuf olsa da fiziki dinlenme esas tutulurken bizde hem fiziki hem de ruhu dinlendirme esas olarak telakki edilmiştir. Pek tabiidir ki imkanı olanlar tatil de yapacaklardır. Ama bayramla tatil birbirine feda edilmemelidir. Gerek dini olsun ve de gerekse milli olsun bayramların kendi ruhlarına uygun olarak yaşanmasının millet olma açısından çok kıymetli birer fırsat eğitimi oldukları kanaatindeyiz.
Amiran Hocamızın hemen hemen bütün çalışmalarının nirengi noktasını teşkil eden o kıymetli cümleden hareket edecek olursak bireysel menfaatlerle milli menfaatler birbirine feda edilemezler. Bugün dünya arenasında ne tamamen milli ve ne de tamamen ferdi takılmamızın mümkün kılınamayacağı bu dengeyi iyi kuramadığımızda felaketimizi hazırlamış olacağımızı unutmamak gerekmektedir. Keza ferdi menfaatlerimizi tamamen yok saydığınızda yaşayamazsınız. Ecdadın bir sözünde "Mal canın yongasıdır" darbı meseli sermaye düşmanlığını tamamen engellerken öbür taraftan da mensubu olduğunuz millet veya devletin dumura uğratılmasının ferdi de direkt yaralayacağı gerçeği bir gemideki yolcularla geminin doğru dürüst seyri mesabesindedir.
Binaenaleyh eskiden dünyanın her bölgesinde ciddi bir şekilde feodal yapı hakim iken uluslar arası münasebetler ve bu münasebetlerin tabii uzantısı ve de neticeleri feodal yapıları kırmakta çok güçlük çekerken bireyselleşme politikaları bu gücü kırıp her ferdi daha ahret alemine varmadan vay nefsi mücadelesiyle baş başa bırakmış vaziyette olsa gerektir. Eskiden aile içi münasebetleri bırakın aşiret ve de bölgelerin birer yekvücut yapı gibi birbirlerinin ayrılmaz bir parçası kabul edilip her türlü felaket ve de kıvançta aidiyetlerini kudurturken bugün gelinen nokta aynı din, kültür, medeniyet, aidiyet, çevre, akrabalık ve de dostluk bağlarına rağmen bir de bakıyorsunuz ki hiç ama hiç ümit etmeyeceğiniz ve hatta ihtimal vermeyeceğiniz koca koca eğitimli ve de kariyer sahiplerinin bu vay nefsi endişesiyle sözüm ona başta kendisini ve bilahare kendi çoluk çocuğunun istikbalini garanti altına almak için her türlü yalan, desise, haramhorluk, iftira, tezvirat ve de ahlaksızlığı mübah görüp uyarlarken öbür taraftan da kendisini bu ahval üzere yakalanılmasını setretmek amacıyla da aidiyetini sürdürdüğü medeniyetin gösterişte reklam olarak kullanılabilecek kurallarını da ihmal etmemektedir. Peki ya nereye kadar? Pek tabiidir ki can kafesten çıkana kadar bu böyle devam edecektir. Çünkü bizler bir dönüşüm içerisinde olmaya maruz bırakılmış olmanın bir neticesini yaşamaktan öteye gitmiyoruz aslında.
Bendeniz Anadolu'muzun kuş konmaz kervan geçmez bir köyünün evladı olmamdan naşi ta çocukluğumdan beri güzel memleketimizin kavruk evlatlarının fakirlik problemi üzerinde hep kafa yormuştum. Sonunda gerek ulusal ve de gerekse uluslar arası bir fakirlik politikasının bilinçli olarak uyarlana geldiğini ve de bu problemin kesinlikle bu dünya anlayışıyla çözülemeyeceğini anladım. Çünkü o fakru zaruret ortamından kurtulanların bile kendi hemcinslerine zulmettiğine şahit olduktan sonra kanıksamış bulunmaktayım. Ma badehu yıllardan beridir üzerinde kafa yorduğum ve de çalıştığım ikinci konu ise sözüm ona aydın olsun veya diğer sosyal tabakalardan olsun hiçbir şey fark etmeksizin insanlarımızın tutarsızlıkları haktan yana olmayıp hep güç ve de istikbal vaat edenden yana olmaları, kudretli gördüklerine yalakalanmak sadedinden yalan ve iftira dahil her türlü suiistimali meşru görmelerini dünyanın felaketi olarak görürken bu dejenerasyonun nasıl başarıldığını hep incelemeye çalışırken daha dün bir vali dostumun telefonu bayağı ufkumu açmıştı. Her halde bu dejenerasyonun müteharrik sebebi bu olsa gerektir. Derken bir günah keçisi bulmuş olmanın insanları sorumluluktan kurtarmayacağını da ifade etmek gerekir her halde.
Feodal yapıların dezavantajları meyanında toplumu diğer tehlikelerden koruma gibi etkileri de mevzubahistir. Bilvesile feodal yapının korumasından azade zevat her nekadar bireyselleşmiş, görünürde özgürlüğüne kavuşmuş, bol nemalanıp bolca turizm yapma seyyaliyetine kavuşmuş olsalar da. Bütün, artık söz konusu olmayıp parçalara bölünmüştür. Pek tabiidir ki bütünü, kimsenin yutmaya haddi hududu yetmezken parçalar artık korumasız kalıp mideye indirilmeyi beklemektedir. Buna en bariz misal hayatını tek başına lüks içinde yaşayıp yaşlanıp korumasız hale gelen Yalı sakinlerinin son zamanlarda bazı mafyavari oluşumlarca zorla imzalarının alınıp servetlerinin gasp edilmeleri geçen aylarda manşetleri işgal etmişti. Halbuki o zevatın akrabaları olsaydı belki bu akıbeti yaşamayabilirlerdi. Onun içindir ki insan sosyal bir varlıktır. Onu aslından rücu ettiren bütün sosyolojik planlar onun hayrına değil de hep şerrine olmuştur.
İnsanın sosyal olması sadece alıcı olması değil paylaşımcı olmasını gerektirir. Adil ve de sosyal bir yapı bizim kültür ve de medeniyetimizin ta kendisi olup bunun dışına çıkmanın bireyselleşme adıyla da olsa insanı mutlu etmekten çok mutsuzluğun reçetesi olarak tespit ettiğimizi paylaşmak istiyorum. Vesselam!
Yazı Tarihi : 30 Ocak 2012 Pazartesi
Tanıtım, Çadır, Organizasyon, Balo, Event Company, Halkla ilişkiler, Fuar Organizasyon, Davet Organizasyon, Düğün Organizasyon, Yılbaşı Balosu, Aile Pikniği, Aile Günü, Kurumsal Organizasyon Sakarya Üniversitesi, Sau, Saü, Sakarya İndirim, Üniversite İndirim
Web Tasarım, E-Ticaret, Mobil Yazılım, Cep Telefon Yazılımı, Windows Mobile Uygulama
iş fikirleri, girişimcilik, bayilik, franchise , cv hazırlamanın yolları, ek iş ilanları
SATILIK TAŞ OCAĞI, SATILIK KIRMA ELEME TESİSİ, TAŞ OCAĞI, KIRMA ELEME TESİSİ TESİS, Sakarya Satılık Taş ocağı nikah şekerleri,düğün, nişan süsleri, nişan tepsisi nikah şekerleri, bebek şekerleri, mevlüt ürünleri, sünnet ürünleri, kına gecesi , nişan süsleri, nişan tepsisi, takı tepsisi, kına tepsisi, şeker sepetleri, sepetler, takı yastıkları, kapı süsleri, anı defterleri, şeker, gelinlik düğün nikah salonları düğün salonları davetiye organizasyon nişan