EDEBİYATÇI GÖZÜYLE İNSANOĞLU
İnsanoğlu, insan kızı değil mi? Her şeye alışıyor..."Aaa! Hayatta yapamam, hayatta diyemem, hayatta giyemem, hayatta yiyemem, hayatta içemem, hayatta sevemem. Hayatta bir daha aşık olamam, hayatta olmaz, olamaz böyle bir şey!" vs. diye..
Bizim, bizlerin hiç alışık olmadığımız, alışık olamadığımız, alışmak istemediğimiz şeylere "bile" alışıyor. Hem de ne alışmak!
Hepimiz şablonlarla yaşıyoruz.
Hepimizin kırılmaz kabukları var.
Hepimiz kendimize katı kurallar koymuşuz; "bir türlü çapını genişletmek istemediğimiz çemberlerimizden çıkmak istemiyoruz ve çıkmak istemediğimiz gibi kimsecikleri de almak taraftarı değiliz".
E zaten dar: "Kimi nereye; neyi çemberin hangi boğluğuna, hangi içbükey eğrisine sığdıracağız!"
Öyle değil mi?
Korkan göze çöp batarmış!
"Hepimiz bu tür özlü sözleri biliriz tabii ki ve ne kadar bilsekte, bildiğimiz gibi yaşamayız; yaşayamayız, heyhat!"
Kimisi (kimimiz) aşksız yapamaz; kimimiz (kimisi) yalnızlığı hayatın ta kendisi yapmışızdır.
Vazgeçilmez bir gerçeklik...
"Çoğumuz tembellikten kurtulamaz, bazımız çalışmadan duramaz!"
Bir, bir, biri birilerine bakar bakar dururuz birçoklarımız. Çok çoklarımız ise hiçbir özrü olmadığı halde kör taklidi yapar.
Ne garip insanoğlu, insan kızı!
"Kimselerin aklına neden gelmez, bir başkasında bizi hayretler içersinde bırakacak bir şeyi, bir durumu, bir olayı (artık her neyse bu; örnekler çoğalır kolaylıkla, lakin sayfalar yetmez: Yerimiz de dardır yenimiz de...) kendimiz de birgün, gün(ü) geldiğinde bizim de yapabileceğimiz, yaşayabileceğimiz düşüncesi?"
Naçizane, mini minnacık bir tavsiye ve hatta tasfiye; Tolstoy'un Anna Karanina'sı. Tavsiye olduğu kadar tasfiye de diyebiliriz, zira böylesi Dünya Klasikleri'ni okuyup elden çıkarmalı, çok bekletmemeli, okumamak için bahane yaratmamalı; malum hayat fani, ölüm ani. Bu güzelim romanları yalayıp yutmadan ölmemeli!
Anna Karanina, romanın daha ilk sayfalarındaki bir sahnede, tren istasyonunda kendini trenin altına atarak intihar eden bir kadına çook şaşırır.
Neden intihar etmiştir ki kadın?
Neden?
Çok şaşırır şaşırmasına da romanın sonlarına doğru da Anna kendini trenin altına atarak intiharı seçer, dertlerinden, tüm o olan bitenlerden kurtulmak için...
"Simsiyah bir resim çizdiğimin farkındayım. Herkes mutlu olmanın peşinde koşarken, önünde duran koca koca engelleri görmüyor ve tökezleyip, takılıp yere çakılıyor. Hayatı her türlü acı-tatlı gerçekliği ile, her türlü olabilirliği ile yaşamaya çalışanlar engelleri görürler ve üstünden atlayıp geçerler. Çünkü onlar hem kör değillerdir hem de asla, ‘Asla!' demezler". (Alıntıdır)
Salı günü buluşmak üzere..Sağlıcakla kalın..