Hayrullah Şanzumi

Hayrullah Şanzumi

hsanzumi@sakaryahalk.com

Çalma kimsenin kapısını

Bu yazıyı yazdırmak için tıklayın..
Bu yazıyı arkadaşınızda göndermek için tıklayın..
Bu yazı hakkında yorum yazmak için tıklayın..
Biz Müslüman Türk Milleti için Kur'an, hadis realitesinden sonra atasözlerimiz hayatımıza anlam kazandırmaktadır. Mecellede bu konuyla ilgili şu açıklama vardır: Bir kültür eğer dine ters düşmüyorsa o da tabii seyri içerisinde dinin bir uzvu gibidir. Aksi takdirde tarihte olduğu gibi kültür dini bastırıp özünden uzaklaştırmışsa bu safhaya din sosyolojisinde kültürün dini istila etmesi olarak kabul edilir. Prof. Dr. Amiran Kurtkan Bilgiseven hocamızın ‘Din Sosyolojisi' kitabında özetle ilahi dinlerin zamanla kültür istilasıyla ifsat edilmesi dolayısıyla yeni ilahi din ve peygamberlerin gönderildiğini son dinin ise İslam olduğu ifade edilmektedir.

Böyle bir girizgâhtan sonra meşhur bir atasözümüzde "Çalma kimsenin kapısını çalarlar kapını" tavsiyesine kulak asılması gerektiği kanaatindeyiz. Peygamber Efendimiz bir hadisinde özetle dostluk ve düşmanlık ölçülerinin de olduğu gibi hayatın bütün eylemlerinde denge unsurunu uyarlamanın hakiki reçete olduğunu unutmamak gerekir. Dengeli yaşam, dengeli beslenme, dengeli spor, dengeli dostluklar, dengeli düşmanlık, dengeli kıskançlık, dengeli ahval, dengeli sevgi, dengeli yergi, yine Efendimiz "Hayrül umuri evsatuha" (Her şeyin hayırlısı vasat olanıdır). Ne dünya muhabbeti ve ne de ahret hazırlığında aşırılığa gidilmemesi gerektiği tespitine riayet edilmesi gerektiğini unutmamak gerekir.

Aşırı dünya bağımlılığının insanları nasıl rezilü rüsvay ettiğine hemen, hemen her gün şahit olabilmekteyiz. Geçen hafta dünyanın 47 zengininin güncel krizi bahane ederek intihar etmesi bunun en canlı örneğidir. Aşırı dindar olmanın da anlaşılabilmesine misal olması hasebiyle şu tespiti paylaşalım. Asrı saadette bir gün sahabeden bir grup Hz. Aişe'yle gizlice görüşerek Hz. Peygamberin ne kadar ibadet ettiğini ve gece namazlarının kaç rekât olduğunu sorup öğrenerek Hz. Muhammed'den daha fazla ibadet ederek onu adeta sollayabileceklerini zannetmişlerdi. Duruma muttali olan Hz. Peygamber hazirunu adeta azarlayarak; "Sizden istenilenleri yapınız, fazlasını değil, sizler benden fazla ibadet yaparak beni geçeceğinizi mi zannediyorsunuz? Ben peygamberim, beni manevi âlemde yedirir, içirir ve dinlendirirler. Sizin fiziki takatiniz bir peygamberin yaptıklarını aşmanıza imkan ve de ihtimal yoktur".

Hakikaten çok enteresandır, insanlar kendilerinden istenileni değil de istenilmeyeni fazlasıyla gerekmediği halde yapmakta ne kadar temayül gösterdiklerini anlamak mümkün değildir. Müspet olsun menfi olsun aşırılıklar adeta insanlığın yegâne problemi gibi her gün hayatımızı meşgul etmektedir. Aşırılıklardan arınılmış bir hayatın ne kadar homojen olabileceğini unutmamak gerekir.

Evet, "Çalma kimsenin kapısını, çalarlar kapını" atasözünden hareketle bir insan olarak gerek ferdi zaruri ve beşeri ihtiyaçlarımızda olsun gerekse sosyal münasebetlerimizde olsun, herkese deruhte ettiğimiz imkanlar ve de dünyevi yetkiler olsun bu ahvali kendi menfaatimize istimal ederken gayrisini ihmal etmeksizin iştigal ederken bu meyanda vakti zamanında sen kul iken sana uyarlanan haksızlıkları yansıtırken bile aşırılığa gitmeden göze göz dişe diş kulağa kulak buruna burun esasını aşmadan kendine iğneyi batırmadan başkasına çuvaldızı uyarlamanın hayatın esasatı olduğunu, cezada da, mükafatta da adalet terazisini germeden istimal etmenin hukuka ve de hukukullaha ters düşmeksizin yapılabilecek bütün ahvalin mülkün ve de hayatın yegane temeli olduğu düsturunu unutmamak gerekir. Aksi takdirde kaybedenin sadece mazlum ve de mağdurun olmayacağı, başta hüküm sahiplerinin kendilerinin altını oyduklarını unutmamaları gerekir. Zira hayatın bir dönme dolap misali devridaimi esas aldığını unutmamak gerekir.

Daha dünkü mazlumların bugün ahkâm sahibi oldukları meyanında, dünkü zalimlerin de aynı minval üzere mazlumini oynadıklarını, depremlerden bir gün önceleri mal mülk sahibi olan ve bu varlıklarının yegane şımartı vesilesi olduğunu kabul edenlerin bir gün sonrasında üzerindeki bir gömlekle sokakta korumasız kalıp bir öğünlük açlığını gidermek için zencilerin sahra fırınının önünde ekmek kuyruğunda gördüğümde bu hayatın ne kadar sigortasız olduğunu yaşamıştım. Beni tanıyan o eski mağrur insanların utanç ızdırabının verdiği elemle bizi görmemezlikten gelip önlerine baktıklarını unutmak mümkün değil. Aslında bütün iyi ve kötü günlerin hepsi biz insanlar içindir. Eğer bir insan olarak bu korumasızlık ve her an en vahim bir hayatla baş başa kalabileceğimizi unutmazsak bu vesileyle bütün seküler hırslarımızı törpüleyip adam gibi adam olmayı öğreniriz.

Kuran-ı Kerim'de bir çok teallümatik metotlar meyanında bir de tehdit metodunun kullanıldığını hatırlayacak olursak "Ben sizi bazen açlık, kıtlık, hastalık, korku ile sınarım" mealindeki ayeti kerimesinin aslında hiçbir imkanın ve de nimetin sonsuz olmadığını, iktidarda da olsanız, muhalefette de, zengin de olsanız, fakir de, sağlıklı da olsanız hasta da, güzel de olsanız çirkin de, itibarlı da olsanız itibarsız da, güç ve kudret sahibi de olsanız, olmasanız da her şeyin belli bir zaman dilimine hitap ettiğini, zamanı gelip geçince bu imkanların adeta bir kuş gibi nasıl uçup gittiğini daha düne kadar genç ve de dinamizm sahibi olduğumuz halde şimdilerde ihtiyarlayıp adeta çocuklaşıp aslımıza rücu ettiğimizi unutmayacak olursak belki yanlış yapmaktan kendimizi alıkoyabiliriz.

Evet, çalma kimsenin kapısını, çalarlar kapını demiştik. Eskiden hayır zamanda kapı çalmanın da bir asasatı vardı. Her dış kapıda iki tane tokmak vardı. İki tokmak da farklı, farklı sesler çıkarırdı. Eğer er kişi kapıyı çalıyorsa kalın sesten mütevellit evin erkeği misafiri karşılardı. Yok, eğer misafir adayı hanım kişi ise çıt çıt diye bir ses çıkaran zil çalınarak misafiri evin hanımefendisi açardı. Saniyen evi ziyaret maksadına gelince ya komşunun ikramı ya da insani bir ahvalden ötürü beşeri ve de ahlaki bir ziyaret mevzuubahis iken bundan böyle artık kapı çalınması da pek hayra vesile olmayabiliyor. Gönül ister ki bütün kapılar güzellikler vesilesiyle çalınsın.

Şüphesiz ki kapı çalmak bir adabı muaşeret gereğidir. Eğer birileri senin kapını vakti zamanında edebe mugayir bir şekilde çalmışsa zaman ve de zemin gelince yeni ahvalde senin de cahiller gibi aynını mukabelatta bulunma hakkına haiz olduğunu zannedemezsin.
Şüphesiz ki her şeyin hukuk ve de hukukullah dairesinde zapturapt altına alınmış olup gayrisini uyarlama hakkını kendimizde bulursak hani hatırlarsınız ya bir zamanlar mağdur ve de mazlumu oynuyorduk ya vallahi ilahi adalet bizlere o geçen günlerinizi bile aratırsa karışmam ha. Vesselam.
Yazı Tarihi : 18 Ocak 2010 Pazartesi
Kötülük yapanlar elbette karşılığını bulurlar. Niye bazı kişiler diğer insanlara yaptıkları kötülükten dolayı mutluluk duyarlar anlamış değilim. Hele hele bunu yapan müslüman ise...Toplum iyice yozlaşmış. Herkes birbirinin kuyusunu kazar olmuş. Bence deprem tehlikeside çok yakınken insanlar birbirlerinden helallik dilesinler. İnsan olmayı becersinler. Yoksa bu dünya onların başlarına geçirilir alimallah..
Emine Kasapoğlu @ 20.01.2010 15:04
muhterem hocam din sosyolojisi açısından çok bilgilendirici gayet müstefid oldum. Allah kaleminize kuvvet versin.Hemşehriniz Kahraman.Selam ve dua ile.......
kahraman selçuk @ 18.01.2010 14:00
Tanıtım, Çadır, Organizasyon, Balo, Event Company, Halkla ilişkiler, Fuar Organizasyon, Davet Organizasyon, Düğün Organizasyon, Yılbaşı Balosu, Aile Pikniği, Aile Günü, Kurumsal Organizasyon Sakarya Üniversitesi, Sau, Saü, Sakarya İndirim, Üniversite İndirim
Web Tasarım, E-Ticaret, Mobil Yazılım, Cep Telefon Yazılımı, Windows Mobile Uygulama
iş fikirleri, girişimcilik, bayilik, franchise , cv hazırlamanın yolları, ek iş ilanları
SATILIK TAŞ OCAĞI, SATILIK KIRMA ELEME TESİSİ, TAŞ OCAĞI, KIRMA ELEME TESİSİ TESİS, Sakarya Satılık Taş ocağı nikah şekerleri,düğün, nişan süsleri, nişan tepsisi nikah şekerleri, bebek şekerleri, mevlüt ürünleri, sünnet ürünleri, kına gecesi , nişan süsleri, nişan tepsisi, takı tepsisi, kına tepsisi, şeker sepetleri, sepetler, takı yastıkları, kapı süsleri, anı defterleri, şeker, gelinlik düğün nikah salonları düğün salonları davetiye organizasyon nişan