Ben şimdi ne yapayım, daha ne yazayım 29 Ocak 2021, Cuma

Koronavirüs belasının ilk görülmeye başladığı andan itibaren bizzat Ticaret bakanımız Ruhsar Pekcan başta olmak üzere, bilim kurulu ve diğer ilgililer en önemli kararları gıda maddelerinin açıkta satılmaması ve elle seçilmesini önleme bakımından güzel kararlar aldılar, bu kararların haberlerini Mart 2020 den beri izliyoruz yani kararlar yaklaşık 1 yılı tamamlıyor.

Bu çok güzel ve sağlımızı koruyacak en sağlam uygulama için 1 yıldır söylenenlere göz atarsak bir arpa boyu bile ileri gidilmediği açıkça görülüyor. Özellikle bakanlık yetkilileri her fırsatta sebze ve meyvelerin elle seçilmeden alınıp satılması için sık sık bildiriler yayınladı. Ancak marketlere bakıyoruz, pazar yerlerine bakıyorum böyle bir geniş uygulama yok.

Bu konuda önceki gece TV de, sonrasında basında çıkan haberlere göre Kiraz, Çilek, Üzüm, gibi zaten paketli ürünlerin isimleri sayıldı, bunlara mantar gibi mecburi pakette satılan mallar da ekli. Onları anladık peki tezgah ta domates, biber, patlıcan,  soğan, patates, gibi sebzeler elma, armut, muz gibi meyveler nasıl satılacak derseniz onlar gene açıkta ve elle seçilecek.

Benim TV de gördüğüm haberlerde en çok dikkatimi çeken konu ise halkımızın söyledikleri oldu. Bu tür ürünlerin paketlimi, açıkta mı satılması konusunda sorulan sorulara özellikle bayanlarımız açıkta satılsın cevapları oldu. Gerekçesi ise satışı yapan market, manav, bakkal veya pazarcının paketleme konusunda hile yaptıkları oldu.

Mikrofonlara konuşan insanlarımız bayan olsun erkek olsun paketleme konusunda çeşitli hileler yapıldığını ve paketlerin evde açıldığı zaman alt taraflarında ya çürük ya da daha kalitesiz malların çıktığını söylediler. Evet bu itimatsızlık çok doğru bir tespit bu durum hepimizin başına geliyor.

Ben de şahsen marketlerden yaptığım paketli sebze ve meyve alışverişlerinde güvenerek aldığım paketlerin içinden alt tarafta çürük veya üstte görünen iyilerin yanı sıra alt sırada daha kötü ürünler olduğunu gördüm. Bunu market ilgilisine söylediğim zaman “ Vallahi bize de öyle geliyor, yapacak bir şeyimiz yok” dediler.

Benim anladığım kadarı ile alınan bir kararı arkasından çok sıkı takip etmek gerek. Yoksa biz kararı aldık artık satıcı ile alıcı ne yaparsa yapsın demekle bu işler olmuyor. Yaşam sıkıntısı içindeki halkımızın zaten sabrı taşmış ve aldığı ürünlerin yarısı da çürük veya kalitesiz çıkınca ne yapacağını şaşırıyor.

Bu konularda bize de yüzlerce şikayet geliyor, elimizden geldiği kadar ilgililere aktarıyor ve durumu anlatıyoruz. Demek ki karar dan önce alıcının satıcıya güvenmesi lazım, ben o güvenin sağlanmasını istiyorum. İstiyorum da nasıl olacağını bir türlü bilemiyorum, ambalajlı aldığım 1 kilo 300 gram gelen domates paketinden 4 tane çürük çıktı. Ben şimdi ne yapayım, daha ne yazayım.             (g.ayhan7171@gmail.com) 29.01.2021