PSB ANATOLİA 202113 Eylül 2021, Pazartesi

Sapanca-Kırkpınar’da 3 yıl Festival olarak düzenlenen, bu yıl fuar olarak açılışı gerçekleştirilen ve Uluslararası statü kazanan (Sakarya PSB Anatolia 2021) Peyzaj, Süs Bitkileri, Bahçe Sanatları ve Ekipmanları Fuar Organizasyonu 8-11 Eylül tarihleri arasında ilimizde gerçekleşti.

Sakarya PSB Anatolia öncesinde yapılan lansman programına katıldım ve fuarı da ziyaret ettim.

Bu organizasyon için  gayret verilen ciddi bir emek var.

Geçtiğimiz yıl bu festivali gezdiğimde ;’’Önümüzde ki yıllarda bu festivali, uluslararası boyutlara taşıyarak, güzel bir fuar organizasyonu haline getirmek gerekiyor…’’diye yazmıştım.

Çok şükür bu da gerçekleşti.

Bu organizasyonun ilimizin tanıtımına ve ekonomisine ilerleyen zamanlarda daha çok katkı sağlayacağını düşünenlerdenim…

Bunu EMİTT turizm fuarını uzun yıllardan beri takip ettiğim için biliyorum.

Bugün turizm sektöründe parmakla gösterilen en kapsamlı uluslararası fuarlardan biri oldu.

PSB ANATOLİA’nın da ilerleyen yıllarda, sektöründe ilimizde gerçekleşen en kapsamlı uluslararası bir fuar organizasyonu olacağını hep birlikte göreceğiz…

Bu yıl 60 dönümlük bir alanda gerçekleştirilen organizasyona Ülkemizin değişik vilayetlerinden, Azerbaycan, Özbekistan, Irak ve Gürcistan gibi ülkelerden yaklaşık 200 firmanın katıldığı, yaşanan pandemi şartlarına rağmen geçtiğimiz yıldan daha fazla ziyaretçinin geldiği belirtildi.

Başta Büyükşehir Belediyesi ve SATSO olmak üzere, bu organizasyona destek noktasında tüm şehir kenetlenmiş durumda…

Önemli bir sebep mi vardı bilemiyorum ama Valimiz açılışta olmalıydı?

Yine yazacağım bu yılda festival açılışında bir bakanımızı göremedik…

Sakarya’mızın tanıtımına ciddi anlamda bir katkı sunan bu organizasyona destek ve emek veren herkese teşekkürler…

ÇAĞDAŞLIK BU MUDUR?

Balıkesir’in Edremit ilçesinin kurtuluş günü etkinliklerinde düzenlenen bir mizansen de ki yaşanan tablo yüreğimi cız ettirdi.

Birkaç kelam yazmazsam olmaz…

Meğerse uzun yıllardan beri bu tür etkinlikler o bölgelerde ki kutlamalarda geleneksel olarak varmış…

Zaman önemli değil ama yapılan iş o günlerden,bu günlere tam bir rezalet.

Bugüne kadar ses çıkarılmaması da.

Beyaz giysi giydirilmiş bir genç kadının üzerine siyah bir kara çarşaf örtü örtüp, sokak ortasında zincirleyerek bekletmek, zinciri çözüp kara çarşafı üzerinden alınca da üstünde ki kıyafetleri ile yeni bir yaşam özgürlüğüne kavuşturmak!..

Sizce çağdaşlık bu mudur?

Bu nasıl bir düşünce yapısı, nasıl bir çağdaşlıktır, nasıl bir özgürlüğe kavuşturmaktır, anlamak mümkün değil?

Çağdaş cahiller bilin ki, siz bu topraklar üzerinde özgürce dolaşıyorsanız, o üzerinde beğenmediğiniz örtüler ile cephe cephe dolaşan Nene hatunların hakkını ödeyemeyeceksiniz!

Bu yaptığınız alenen bir İslam düşmanlığıdır!

İnsanların inanç değerleri üzerinde oynamayın, sinir uçlarına dokunmayın…

Çağdaşlık adına tüm rezaletleri yaşamakta, sergilemekte, konuşmakta, oynamakta ve toprağın altında bir araya gelip meyhanede kafa çekme düşüncesine sahip beyniniz ile olabileceği kadar özgürsünüz ve çağdaşsınız zaten, hala neyin peşinde koşuyorsunuz!

Rabbim ülkemizi ve milletimizi sizin düşüncenizde ki çağdaş insanlardan korusun!

12 EYLÜL DARBESİ!

12 Eylül 1980 askerî müdahalesi benim çocukluk yaşlarımda ilk yaşadığım darbe idi. Sokağa çıkma yasağı vardı. Cuma Namazını imam efendinin nasıl bir korku içerisinde, gizlice kıldırdığını hala unutamıyorum?

Yaşanan onca darbeye rağmen ülkemizde darbe heveslileri bitmiyor. Bir şekilde kendilerini hatırlatmaktan da geri durmuyorlar…

Türkiye Takvimin de okudum…

 12 Eylül darbesi sonunda meydana çıkan korkunç bazı resmi sonuçlar, bakın darbe olunca neler olmuş?

‘’Yönetime el koyanlar, yasama ve yürütme görevini kendi kendilerine verdiler. Hükümet istifa ettirildi. TBMM kapatıldı. Milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Parti genel başkanları, yöneticileri, çok sayıda milletvekili tutuklandı. Anayasa iptal edildi. Sendikalar kapatıldı mallarına el konuldu.23.677 derneğin faaliyeti durduruldu.650.000 kişi gözaltına alındı. Gözaltı süresi 90 güne çıktı. Ülkedeki bütün grev ve lokavtlar kaldırıldı.210.000 davada 230.000 kişi yargılandı.7.000 kişi için idam cezası istendi. 517 kişi idama mahkûm edildi. 50’si idam edildi.98.404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.400 gazeteci için 4 bin yıl hapis cezası istendi.31 gazeteci cezaevine girdi.300 gazeteci saldırıya uğradı. 3 gazeteci silahla öldürüldü.13 büyük gazete için 303 dava açıldı.299 kişi cezaevlerinde hayatını kaybetti.14 kişi açlık grevinden öldü. 144 kişi şüpheli olarak öldü. 16 kişi kaçarken vuruldu. 43 kişi intihar etti. 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi. Darbe önce ve sonrasında 5.000 kişi öldü.120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi. 30 000 kişi mahzurlu olduğu için işten çıkartıldı. 14.000 kişi vatandaşlıktan çıkarıldı. 39 ton kitap, dergi ve gazete yakıldı. 937 sinema filmi yasaklandı. 30.000 kişi yurt dışına kaçtı.388.000 kişi pasaport alamadı. Sıkıyönetim Komutanlıklarının kararlarının tartışılması, sözlü, yazılı demeç, makale yayımı yoluyla beyan ve yorumda bulunmak da yasaklandı.’’

Bunlar bazı resmi sonuçlar, ya resmi olmayanlar!

12 Eylül’ün üzerinden 41 yıl geçti…

Tüm darbeler gibi12 Eylül’de demokrasi tarihimizde bırakılan kara bir leke oldu.

Cezalarını bulsalar da yaşatılanları bir daha yaşamamak üzere unutmayacağız…

KISSADAN HİSSE

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u almadan evvel Cenevizlilerle iyi ilişkileri geliştirmişti. İstanbul’a giren Osmanlılar, Ceneviz kolonisi olan Galata’yı da işgal etti. Bu durum karşısında Cenevizliler Osmanlılara cephe aldı ve ilişkilerini kesti. Akdeniz ve Karadeniz ticaret yolları Venedik ve Cenevizlilerin kontrolleri altında bulunuyordu. Bundan endişe eden Fatih, Cenevizli lerin elinde bulunan Amasra üzerine sefere çıktı. Ayrıca 150 gemiden kurulu bir donanma hazırlayıp, Mahmut Paşa’ya:-Kurduğum bu donanma ile Karadeniz sahilini takibedeceksin! Emrini verdi. Mahmut Paşa Karadeniz’e açılırken, Fatih’te ordusuyla İzmit- Sapanca-Akyazı üzerinde sefere çıktı. Seferin nereye ve kim üzerine olduğunu herkes merak ediyordu. Ordu kadılarından biri:-Haşmetlû Sultanım, sefer nereye ola ki? Diye sordu. Fatih Sultan Mehmet bu soruya şu tarihi cevabı verdi:-Bana bak efendi! Zihnimden geçenleri şu gördüğün sakalımın bir teli sezecek olsa, bütün sakalımı keserdim!(alıntı)

GÜLÜMSE BİRAZ

İhtiyar bir dadaşla röportaj yapan muhabir sormuş;

- Baba, YAŞ kararları konusunda ne düşünüyorsunuz?

- Sorma evlat o mevzuda çok dertliyem!

- Desene tam yerine gelmişim.

- He ele doğru diyirsen!

- Ee!

- 80 yaşıma geldim yaşlıya hürmet görmedim.

Aslında küçük küçüklüğünü, böyük de böyüklüğünü bilmeli derim oğul.

ÖZLÜ SÖZ

Sustuğun hiç bir cümleden,

Konuştuğun kadar pişman olmazsın...